Sağlıklı bir yaşam için spor!

Uzmanlar özellikle kardiyolojik hastalıkların son yıllarda gösterdiği artış karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Kalp ve Damar hastalıkları için en etkili yöntem ise spor ve egzersiz. Ayrıntılar »

 

Mikro dalga fırının zararları

Teknolojinin, insan hayatlarını kolaylaştıran önemli buluşlarından birtanesidir mikro dalga fırınlar. Bizlerde kapsamlı bir araştırma yaparak mikro dalga fırınların zararlarının, insanların yaşantısı üzerindeki etkisini sizlerle paylaşmaya karar verdik.

Mikro dalgalar bir çeşit radyoaktif dalgalardan ve ışın dalgalarından meydana gelerek elektromanyetk enerji üretirler. Günümüzde mikrodalgaları telefon sinyalleri, bilgisayar ağları arasındaki iletişimleri sağlamak için kullanılırlar.mkMikro dalga fırınlarının içeriside bu enerjiyi açığa çıkarmak için bulunan, magnetron tüpleri elektron ve manyetik olarak elektrik aracılığıyla radyosyon üretirler. Ve bu ufak çapta oluşan radyasyon yiyeceklerin moleküllerinde etkileşim yaparak DNA’larına zarar verir.

 

Mikro dalga fırınlara koyarak ısıttığımız, bazen de çözelttiğimiz bu yiyeceklerin vücudumuza zararları ise; öncelikle yiyeceklerin monüküler yapılarının bozulması sindirim sistemimizi olumsuz yönde etkiler. Hatta çok uzun yıllar mikro dalgaya maruz kalan yiyeceklerle beslenen insanların üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, bu kişilerin büyük çoğunluğunun mide ve bağırsak kanserine yakalandığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda sinir sistemini, beyin fonksiyonlarının çalışmasını, lenf sistemlerinin düzenli yapısını, kadın ve erkeklerde hormonların çalışmasını tamamıyla olumsuz yönde etkileyerek zamanla fizyolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Ve zincirleme olarak tüm bu rahatsızlıklara bağlı olarak psikolojik bozukluklarında ortaya çıkması muhtemel olmaktadır.

 

 

69 Cevap Mikro dalga fırının zararları

  1. demo dedi ki:

    radyoaktif dalga yayar ve dnaya zarar verir

  2. İsimsiz kahraman dedi ki:

    Mikro dalga kullanırsak kanser olurmuyuz

    • Anonim dedi ki:

      mıcrodalga fırına sıra gelınceye kadar etrafımız hemen hemen aynı frekansta zararlı olusumların etkısındeyız evdekı fırını off yaptıgımız anda zararlı etkı sıfırdır kı uygun kullanımda kısıye dırek zararı yoktur yıyeceklerın frekansla olan etkılesımınde olusan degısımlerınde meydana gelen dogal olmayan etkılerdır zararlı olan..bızler bu gezegende yasarken bu fırından yayılabılecek bızı kotu etkıleyecek frekans okadar masumdurkı elemıne edılebılır…..ki bu fırın cam kapagı ıcersındekı dalganın dısarı cıkıp zarar vermemesı ıcın dalgaboyundan kucuk fıltreye sahıptır cam kırık çatlak degılse sorun sıfırdır. vucudumuzun maruz kaldıgı esas tehlıke teknolojık sıstemlerın yaydıgı radyo dalgalarıdır cep tel – baz ıstasyonu- tv yayınları gıbı . hatta sokakta kaldırımda beklerken yanınızda el telsızı ıle konusan bır gorevlının sıze yaptıgı RF emısyonu okadar fazladırkı sızde bınlerce hucre ölumune neden olmaktadır… hava alanındasınız ve sızı etkıleyen meydan radarının yaptıgı RF emısyonundan bıhabersınız…ılgılılere sorarsanız cevabı : RF yayın bimi insanların sevıyelerınden yukarda oldugunu ıfade edeceklerdır… kesınlıkle dogru degıldır yapılan RF emısyonu canlıların hucre olumlerıne dırekt etkılıdır. baska örnek ıstanbul bogazı radar kontrol kulelerı …uskudardakı kız kulesıne bakın önü denız arkası aynı sevıyede yerlesım yerıdır.. eger radar antenı emısyon yaparken bellı yasam alanı yonune geldıgınde magnetron off edılmıyorsa kı degıldır oradakı canlı varlıklar her anten donusunde yüksek RF dalgasına maruz kalıyorlar ıncelersenız sonuclarından dudagınız uçuklar…denemesı basıt dusuk frekanslı radyo alıcısını anten sevıyesınde dınlemeye alınız her anten geçısınde parazıt alıcaksınızdır.düşuk güclu bır ornek : araçla seyahat ederken elektrık yuksek gerılım altından gecen otonuzun radyosunda (orta dalga -uzun dalga veya kısa dalga dınlerken)parazıtı alacaksınız .başka örnek ıstanbul da karsıdan karsıya gecıyorsunuz yolcu motorları 😮 motorda galata koprusu altından gecıyor tavanı duşuk dolayısıyle radar antenı hemen yarım metre uzerımızde donuyor aldığınız RF den haberınız varmı araştırın ınsanlıgı hiçe sayan teknoloji bataklığında yaşadığınızı anlıyacaksınız…sorumluluktan kaçmak içın bınbır takla atılacaktır.sorumlu mercıler dahıl.bu ornekler okadar cokturkı . askerı radarların verıcılerı ki bunlar çok yuksek guçte (yaklaşık 1 MEGAWATT RF ureterek EMISYON yapmaktadır mazallah o radar antenı sevıyesınde bir canlıya geldıgınde kurtuluş yoktur.neden uzun sure uçan pılotların yaşam omurlerı kısalmaktadır ??? etrafınızda ozel radyo yayını yapan verıcıler yokmu araştırın verıcılerı nerededır???uzaydan dahı yayın yapılsa canlıya zararı vardır…yuksek frekanslı RF yuzeyde yalama yapar frekans düştukce ornek ınsan bedenı içersıne zarar verır!!! bu konuda çoook uzun yazılabılır araştırın dogal gezegenımızın ugradıgı RF harıcınde teknolojının urettıgı RF ıncelenırse biz ınsanlar okadar ısyan ederızkı tüm alıştıgımız yaşam durabilir. sonucta bızım kendı kendımıze yaptıgımız okadar kotuluk varkı teknolojık rahatlıgı yuzunden es geçmekteyiz .. yaşam MAGNETIZMA ÜZERİNE KURULMUŞ VE BUNUNLA SON BULACAKTIR… Saygılarımla.

    • Yaren dedi ki:

      Azcıkkısa yazın

  3. Anonim dedi ki:

    mikro dalga fırının zararı cok ama napalım kulanmakta zorundayız saten elinde sonunda ölecez hem o öldürmüş yavaş yavaş hemide biz ölmüşüz ne farkı varda bi farkı var erken ölürüz o kadar

  4. Enes ertan dedi ki:

    mikro dalga fırının zararı cok ama napalım kulanmakta zorundayız saten elinde sonunda ölecez hem o öldürmüş yavaş yavaş hemide biz ölmüşüz ne farkı varda bi farkı var erken ölürüz o kadar

  5. Anonim dedi ki:

    Ya arkadaşlar en kullanıyorum iç bir sıkıntı yoktu ama bu gün isitipta yedigimden bu yana basım çok kötü dönüyor ama ondan olduguna emin değilim

  6. gürbüz dedi ki:

    sanırım, burası MD fırın dertlileri sitesi…!

  7. Taner EKIZ dedi ki:

    Mikrodalga şirketi Kursam zararlı olmadığını söyleyen sitelerde kurardım herhalde zarar ve fayda yerleri hakkında bilimsel olarak tarafsız kişiler tarafından araştırmalar yapılmalı

  8. Hayatını Araştırmaya Adamış Kişi dedi ki:

    Konu hakkında endişeleri olanlar için uzunca bir makale paylaşmak istiyorum. Çünkü benim gibi geçmiş sorunları eski tarihlerde açıklanmış forum topiclerinde araştıran insanlar olduğunu görüyorum. Sene 2016 ve giderek bilinçlenmemiz gerekirken kulaktan dolmna bilgilerle ne yazıkki her geçen gün kendimize ve çevremize zarar veriyoruz. Lütfen dikkate alarak okuyun:

    İnsanların mikrodalga fırınların sağladığı rahatlık uğruna sağlıklarından fedakârlık etmeleri mümkün mü? Sovyetler Birliği 1976 yılında mikro dalga fırınların kullanımını neden yasakladı? Mikrodalga fırınları icat eden kimdir ve ne sebeple icat edilmiştir?

    Amerikan evlerinin %90 ın da mikrodalga fırınlar yemek hazırlamak için kullanılmaktadır, çünkü hem kullanımı çok rahat hem de klasik fırınlara kıyasla enerji açısından son derece tasarrufludur. Genelde insanlardaki kanı mikrodalga fırınların hem içinde pişen besinlere hem de bu besinleri tüketen kişilere bir zararı dokunmadığı şeklindedir.

    Aşağıda detayları verilen araştırmanın hedefi mikrodalgada pişirmenin doğal ve sağlıklı olmadığını ve insan vücudunda hayal edilemeyecek kadar büyük zararları olduğunu ispatlamaktır.

    Mikrodalga fırınlar nasıl çalışır?

    Mikrodalgalar da ışın dalgaları veya radyo dalgaları gibi bir çeşit elektromanyetik enerjidir ve elektromanyetik güç veya enerji spektrumunun bir kısmını işgal ederler. Günümüzde, modern teknoloji çağında mikrodalgalar uzun mesafeli telefon sinyallerini, televizyon programlarını ve bilgisayar bilgilerini hem dünya çapında hem de bir uzayda ki bir uyduya yollamak için kullanılırlar. Ancak, bizim bildiğimiz ve de bize hiç yabancı olmayan mikrodalgalar yemek pişirmek için bir enerji kaynağı olarak yaralandığımız mikrodalgalardır.

    Her mikrodalga fırında bir magnetron vardır. Bu bir tüptür ve burada elektronlar hem manyetik hem de elektrik alanlarından etkilenerek 2450Mega Hertz veya 2.45 Giga Hertzlik bir mikrodalga radyasyonu üretirler. İşte bu radyasyon yiyeceklerdeki moleküllerle etkileşim yapar.

    Bütün dalgasal enerjiler dalganın her bir döngüsü ile pozitif kutuptan negatife doğru bir değişim yaşarlar. Bu polarite değişimi her saniyede milyonlarca defa meydana gelir. Besin moleküllerinde özellikle su moleküllerinde aynen bir mıknatısta ki kuzey-güney kutbu gibi bir pozitif birde negatif uç vardır.

    Ticari fırın modellerinde 1000Wattlık bir elektrik akım vardır. Magnetron denilen tüpten üretilen bu mikrodalgalar fırının içindeki besini bombardımana tabi tutarken kutupsal moleküllerin de aynı frekansta saniyenin milyonda biri bir zamanda dönmelerini sağlarlar.

    Bütün bu aktivite yemeğin ısınmasını sağlayan moleküler bir sürtünmedir. Bu alışılmadık ısıtma şekli çevredeki moleküllere zarar verir, onları parçalara ayırır ve deforme eder.

    Güneşten gelen mikrodalgalar ise direkt akım (DC) prensiplerine göre fonksiyonlarını yaparlar ve yukarıda bahsedilen sürtünme ısısını üretmezler. Buna karşılık mikrodalgalar AC akım kullanırlar ve sürtünme ısısı meydan getirirler.

    Bir mikrodalga fırın ince ve çok keskin bir enerji dalgası üretir ve bu dalga tüm enerji spektrumunda sadece dar bir frekansta bulunur. Fakat güneşten gelen enerji geniş bir frekans spektrumunda çalışır.

    Mikrodalga kullanarak pişirme yönteminin hem günlük yemek pişirmede hem de bebeklere verile biberon sütlerinin ısıtılmasında çeşitli zararlarının olduğu tespit edilmiştir.

    Ayrıca, 1991 yılında, Oklahoma’da mikrodalgada ısıtılmış kan verilen bir hasta ölmüştür. Mikrodalga da ısıtılmış kan hastanın kendi kanında değişim yapmış ve sonuçta hastanın ölümüne sebep olmuştur.

    Bu da açıkça gösteriyor ki mikrodalga kullanılarak yapılan ısıtma işlemi ısıtılan maddelere zararlı bir şeyler yapmakta. Beden, doğası itibariyle bir elektrokimyasal olduğu için insanın elektrokimyasal işlemlerini zorlayan veya değiştiren bir zorlayıcı güç bedenin fizyolojisinde etkilemektedir. Bu konu Robert O.Becekr’ın kitabı ‘’The Body Electric’’ ve Ellen Surgaman’ın kitabı ‘’Dikkat, Çevrenizdeki Elektrik Sağlığınıza Zaralı Olabilir’’ isimli kitapta detaylı olarak anlatılmıştır.

    Bilimsel veriler ve gerçekler

    1992 yılında Raum ve Zelt tarafından yayınlanan ‘’Geleneksel şekilde hazırlanan yiyecekler ve Mikro dalgada hazırlanmış yiyeceklerin kıyaslanması’’ başlıklı çalışmada şu noktalar vurgulanmıştır:-

    ‘’Doğal tıbbın en temel hipotezi insan vücudu alışık olmadığı moleküller ve enerjiler ile karşılaştığı zaman bu molekül ve enerjiler bedene fayda yerine zarar verirler.

    Mikrodalgada hazırlanmış yiyeceklerin içinde insanların ateşin keşfinden beri pişirdikleri yiyeceklerinde bulunmayan moleküller ve enerjiler bulunmaktadır. Hâlbuki güneşten ve diğer yıldızlardan gelen mikrodalga enerjinin esası DC/direkt akımdır.

    Buna karşılık yapay olarak üretilen mikrodalgalar (ki buna fırınlarda üretilenlerde dâhildir) AC (değişken akımdan) meydana gelir ve dokundukları her yiyecek molekülünde saniyede bir milyarın üstünde polarite değişmelerine neden olurlar.

    Böyle bir işlemde doğal olmayan moleküllerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Fırınlarda üretilen mikrodalgadan dolayı doğal olarak ortaya çıkan amino asitlerde bile isomerik değişiklikler (şekil değişimleri) olduğu ve toksik formlara dönüştükleri tespit edilmiştir.

    Kısa bir sürede tamamlanmış bir çalışmada mikrodalgada hazırlanmış süt ve sebzeleri tüketen kişilerin kanlarında belirgin ve rahatsız edici değişimler olduğu gözlenmiştir. Bu araştırmada sekiz gönüllü değişik şekillerde pişirilmiş aynı besin türlerini tüketmişlerdir.

    Mikrodalga fırınlarda işlem görmüş yiyecekler gönüllülerin kanlarında değişimler yaratmıştır. Hemoglobin seviyeleri düşmüş ve toplam beyaz hücreler ile kolesterol seviyeleri yükselmiştir. Buna karşılık lenfositler düşmüştür.

    Kandaki enerji ile ilgili değişimleri tespit edebilmek için ışık yayan bakteriler kullanılmıştır. Mikrodalgada işlem görmüş yiyecek tüketiminden sonra kişilerden elde edilen kan serumuyla karşılaşan bakterilerin yaydıkları ışınlarda belirgin bir artış gözlenmiştir.

    1991 yılında İsviçre de Dr. Hans Ulrich Hertel ile Lozan Üniversitesinden bir profesörün birlikte yaptıkları araştırmada da yukarıdaki sonuçlar elde edilmiştir.

    Bunlara ek olarak Ruslar tarafından tespit edilmiş bir ‘’mikro dalga hastalığı’’ vardır. 1950’li yıllarda Ruslar radarın geliştirilmesi çalışmalarında mikro dalgalara maruz kalmış binlerce işçi üzerinde yaptıkları araştırmada bu kişilerde çok ciddi sağlık sorunları olduğunu tespit etmişler ve bu nedenle mikro dalga kullanımı için kesin kısıtlamalar getirmişlerdir. Buna göre işçiler en fazla 10mikrowatt enerjiye maruz kalabilecekler, siviller için ise bu miktar 1 mikrowatt belirtilmiştir.

    ‘’The Body Electric’’ isimli kitabında Robert O.Becker mikrodalga radyasyonunun sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili olarak Ruslar tarafından yapılan araştırmayı ve ‘’mikrodalga hastalığını’’ şöyle tanımlamıştır :-

    ‘’Mikrodalga hastalığının ilk işaretleri düşük kan basıncı ve düşük nabızdır. Daha sonra çoğunlukla sempatik sinir sisteminin kronik olarak uyarılması (stres sendromu) ve yüksek kan basıncı ortaya çıkar.

    Bu dönemde baş ağrısı, baş dönmesi, göz ağrısı, uykusuzluk, huzursuzluk, endişe, mide ağrısı, sinirsel gerilim, konsantrasyon bozukluğu ve bunlara ek olarak apandisit, katarakt, üreme organları ile ilgili sorunlar ve kanser görülür.

    Kronik semptomlardan sonra adrenalin fazlalığı, koroner damarların bloke olması ve kalp krizleri ortaya çıkar.

    Ayrıca lenfatik sorunlarda gözlemlenmiştir ki bu da bazı kanser türlerini önleyebilmek için bedenin ihtiyacı olan gücün daha azalmasına yol açmaktadır.

    Yapılan gözlemlerin sonuçlarına göre kanda daha fazla kanser hücresi oluştuğu, ayrıca mide ve bağırsak kanserlerinde de artış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, daha fazla sindirim sorunu, idrar ve dışkılama sisteminde yavaş yavaş bozulmalar meydana gelmiştir.

    Mikrodalga fırınların etkileri üç ana grupta toplanmıştır:

    I. Kansere yol açan etkiler:

    a) Atmosferdeki radyoaktivite ile bir bağlanma etkisi yapması, böylece yiyeceklerdeki alfa ve beta partiküllerinin artması,

    b) Süt ve diğer tahıl tanelerinde bulunan protein hydrolysate bileşimlerinde kansere yol açan maddeler yaratması (bunlar su ilavesi ile doğal olmayan parçalara ayrılan natürel proteinlerdir),

    c) Mikrodalgaya maruz kalan yiyeceklerde ki temel maddelerin değişmesi dolayısıyla sindirim sisteminde bozuklukların ortaya çıkması.

    d) Yiyeceklerin sıvılarında değişiklik olmasından dolayı lenfatik sistem de çalışma düzensizliklerinin ortaya çıkması. Emici damarlarda ve böylece beden dokularındaki anormal büyümeleri engelleyen bağışıklık potansiyelinin degenerasyona uğraması.

    e) Mikrodalgaya maruz kalmış gıdaların tüketilmesinden sonra kan serumunda yüksek oranda kanser hücreleri görülmesi (cytomalar ve sarcoma gibi hücre tümörleri)

    f) Dondurulmuş gıdalar mikrodalga kullanarak çözdürüldükten sonra bu gıdalarda ki glucosid (hidrolize edilmiş dextrose) ve galactoside (okside olmuş alkol) elemanlarının metabolik bölünmelerinde bozukluklar ortaya çıkması,

    g) Özellikle taze köklü sebzelerde kansere yol açan serbest radikallerin (yüksek reaksiyonlu tamamlanmamış moleküller) meydana gelmesi,

    h) Yapılan istatistiklerde mikrodalgada pişirilmiş yiyecekleri tüketen kişilerin çoğunda mide ve bağırsak kanserleri görülmüş, aynı zamanda perifer hücre dokularının dejenere olduğu bunun sindirim ve dışkılama sisteminde yavaş yavaş bozulmalara yol açtığı tespit edilmiştir.

    II. BESİN DEĞERİNDE AZALMA

    Araştırmalara göre mikrodalga fırınlardaki ışınlara maruz kalmak yiyeceklerin besin değerlerinde azalmaya yol açmaktadır. Bu konudaki en önemli bulgular:

    1. Bedenin B-complex vitaminleri, vitamin C, Vitamin E ve tüm yiyeceklerdeki lipotropiklerden yararlanma yeteneğinin azalması.

    2. Test edilen bütün gıdalarda beden için en gerekli enerjinin %60–90 arası azalması;

    3. Alkoloidlerin (nitrojen bazlı organik elementler), glucosidlerin, galactosidlerin ve nitrilosidlerin metabolik davranışlarında ve entegrasyon yeteneğinde azalma;

    4. Et ürünlerinde ki nucleoproteinlerin harab olması;

    5. Ayrıca, bu ışınlara maruz kalan bütün yiyeceklerde belirgin bir şekilde yapısal yok olmalar tespit edilmiştir.

    III. Biyolojik etkiler

    Mikrodalga ışınımlarına maruz kalmak insanların genel biyolojik yapılarında beklenmedik bir negatif etki yaratmıştır.

    Ancak, bu konu Ruslar çok hassas aletlerle ölçüm yapana kadar tespit edilememiştir. Yapılan araştırmadan elde edilen bulgulara göre zarar görmek için bir insanın mikrodalgadan geçmiş yiyecek maddelerini tüketmesine bile gerek yoktur. Böyle bir enerji alanına maruz kalmak bile istenmeyen yan etkilere yol açmaktadır. Bu yüzden 1976 yılından beri Rusya’da mikrodalga ile çalışan aletleri kullanmak kanunla yasaklanmıştır.

    Aşağıda bu aletlerin etkileri belirtilmiştir:

    1. Mikrodalga fırınlar çalıştıkları esnada onların etki alanında bulunan kişilerin yaşam enerjisinde azalma ve daha uzun süreli kalıcı olarak da kişilerin enerji alanında görülen bazı yan etkiler.

    2. Aletin kullanımı sırasında hücresel voltajda ve özellikle kan ve lenfatik alanlarda dejenerasyon,

    3. İnsan metabolizmasındaki proseslerde besinlerden yararlanmak için gerekli potansiyel enerjide bir dejenerasyon ve bozulma,

    4. Hücre iç zarında sindirim işleminden sonra kan serumuna aktarılan metabolik işlemlerin yapılması sırasında meydana gelen dejenerasyon;

    5. Serebrum denilen beynin ön kısmında (düşünme ve daha üst düzey fonksiyonların serbest bırakıldığı bölüm) sinir uçlarının birleşme yerlerindeki potansiyel elektrik impalslarında dejenerasyon ve dengesizlik.

    6. Sinirlerin elektrik devrelerinde bozukluk ve enerji alanında kayıplar. Bu kayıplar simetrik olarak hem merkezi hem de otonom sinir sisteminin hem arka hem de ön taraflarında meydana gelir.

    7. Denge ve şuurluluk fonksiyonunu kontrol eden retiküler aktivasyon sisteminde ki biyoelektrik güçte azalma;

    8. Çalışmakta olan aletin çevresinde ki 500 metrelik yarıçaplı bir alanda bulunan insan, hayvan ve bitkilerde uzun dönemde kümülatif olarak hayati enerji kayıpları,

    9. Uzun süreli kalıcı olan manyetik atıklar sinir sistemi ve lenf sisteminde birikim yapar;

    10.Kadın ve erkeklerde hormonal dengesizlik ve hormon üretiminin engellenmesi;

    11.Beyin dalgalarında bozukluklar. Mikrodalga ışınıma maruz kalmış kişilerin alfa, beta, teta ve delta dalga sinyallerinde bozukluklar;

    12.Beyin dalgalarındaki bu bozukluklardan dolayı negatif psikolojik etkilerin ortaya çıkması. Gerek pişirme gerekse transmisyon istasyonlarında mikro dalgaya sürekli maruz kalmış kişilerde hafıza kaybı, konsantrasyon eksikliği, baskılanmış duygular, zihinsel aktivitelerde yavaşlama gibi etkiler görülmüştür.

    • Random dedi ki:

      Mikrodalgada ısıtılıp hastaya geri verilen kanın onu öldürdüğünü yazmışsınız. Kanı hangi alet, hangi yöntemle yapmanız fark etmez. Isınan kandaki maddeler ve hücrelerin yapıları bozulur. Hastayı öldüren mikrodalga değil, kanın ısıtılmasıdır.

    • Anonim dedi ki:

      👍

    • ismini vemek istemeyen dedi ki:

      subuhanallah üsenmedinmi yazmaya

  9. bilirkisi izmir dedi ki:

    Bilimsel makaleler bunun zararli olmadigini soyleyebilir hatta ispatlayabilirde, ancak sunu unutmayin bundan 70 yil oncede rontgenin hicbir zarari olmadigi soyleniyor, gebeler bile bu isinlara maruz birakiliyordu, yasaklama yillar yillar sonra geldi. Bilim degisebilir bunu unutmayalim, herseyin fazlasi zarar. Sonuc olarak ne kadar az kullanirsak o kadar iyi.

    • M. Gürbüz dedi ki:

      Zararlı diyenler, haklıdırlar. Kanser yapar diyenler de… Evhamlı olan kişiler kullanmasınlar..! Aynı nedenlerle, şunları da kullanmasınlar: Başucu gece lambası, televizyon, bilgisayar, tablet vb. kablolu-kablosuz tüm aletler.. Belki bunlardan vaz geçebilirler..! Amma yasaklar, cep telefonu ve sigarayı da kapsıyor ise, isyan çıkacağı kesindir. Ancak bu ikisi, ‘en zararlı olma’ konusunda yarışmaktadırlar.. ‘Teknoloji’ler, uygarlıkların gelişim ‘gıda’sıdır.. Uyum sağlayamayanlar MAĞARADAN çıkamazlar.. Kullanma klavuzlarını 2-3 kez dikkatlice okuyup, gereğini yapın ve keyfinize bakın.. Dilerim ki: hepiniz hep neşeli ve sağlıklı kalın…

  10. biri dedi ki:

    igrençççççççç

    • Zişan dedi ki:

      Mikrodalga fırın yerine davulbaz fırın kullanilabilir magarayada gerek kalmaz ,teknilojiyi kullancam diye hiç dikkat etmesunmi insanlar,

  11. biri dedi ki:

    igrençççççççç ♥♥♥

  12. Murat dedi ki:

    Boş işler zaten olcez rahat olun korkunun ecele faydası yok

  13. Yilmaz gantep dedi ki:

    Ve uzman kişi zararlidedi

  14. yunus dedi ki:

    Veriler bilimsel mi ki, hani kaynak?
    Sadece yazılmış, milletin kafası bulanmış.
    Bir de baktım nete, şimdiye kadar bu yazılanlara inanıyorken, bilimsel veri bazında yazanlar daha mantıklı sanki.
    Yani çok da zararlı değil diyorlar, ama yine de ikna olmadım..

  15. ngh dedi ki:

    cidden ortada kaldık yaa alsammı almasammı şimdi

  16. Anonim dedi ki:

    Aydın Değer

    .
    Kişisel Blogum

    mikrodalga fırınlar zararlı mı?

    temsili

    hersey yarim bardak (cam) sütün döne döne 30 saniyede isinmasiyla basladi. tahmin edeceginiz gibi mikrodalga firindan bahsediyorum. bu yazimda bu firini almali miyiz, zararli mi, kanser yapar mi, neymis bu mikrodalga denilen sey, normal firindan farki ne, sut niye isiniyorda cam isinmiyor, yiyeceklere zarar verir mi gibi sorulara cevap arayacagiz yani ben aradim buldum simdi size de bunu anlatacagim. onceden herkes gibi halk arasinda bilinçsizce yapılan konusmalardan (baz istasyonları kanser yapar, telefonlar çok zararlı, televizyonlar zararlı, mikrodalgayı alırsan 2 ayda ölürsün vs) hemen hemen herkes gibi bende teknofobik bir moda girmiştim. fakat sonradan bu konuları araştırınca ve biraz da bilgi sahibi olunca aslında hepsinin koca bir yalandan ibaret olduğunu gördüm.

    öncelikle fizikçi kimliğiminde (@iztech) bana verdiği yetkiye dayanarak mikrodalga dediğimiz şey nedir onu açıklayacağım. bu konuya başlamadan önce çevremizdeki herşeyin elektromanyetik radyasyon yaydığını (hatta gördüğümüz bütün renklerin bile) söylemek isterim. peki nedir bu?

    elektromanyetik radyasyon dediğimiz şey yüklü bir parçacığın ivmeli hareketi sonucu oluşan birbirine dik elektrik ve manyetik bileşeni bulunan, yayılması için herhangi bir ortama gerek duymayan (hava, su, ether) ışık hızına sahip (ort. 300.000m/s) dalgalardır. yani halk arasında radyasyon dediğimiz olayın ta kendisi. bu dalgaları yaptıkları salınımlara (frekans) ve dalga boylarına göre bir spektruma yerleştiriyoruz.

    bu spektrumda göreceğiniz üzere bir dalganın frekansı artıkça dalga boyu ters orantılı olarak küçülür. tabi bu durumun tersi de geçerlidir. bu spektrumda ultraviyole ışınlar dediğimiz bölgenin solunda kalanlar iyonize olmayan ışınlar, sağında kalanlar ise iyonize olan ışınlar olarak adlandırılır. görebileceğiniz üzere renklerden itibaren başlayan bölüm iyonize olmayan ışınlar bölgesindedir. iyonize olmayan ışınlar maddenin moleküler yapısına daha doğrusu canlının hücresel yapısına zarar veremeyecek düzeyde olan düşük frekanslı ışınlardır. bu alanda kalan ışınlar maddenin içine girdiğinde oraya yerleşemeyecek kadar uzun dalga boyuna sahiptirler ve hiçbir şekilde hücresel yapıyı veya dna yı bozacak kadar yüksek enerji düzeyleri yoktur. buraya kadar anlamamız gereken şey, çevremizde olan biten herşeyin aslında elektromanyetik radyasyon yaydığı fakat sadece bunların belli derecede zararlı ve zararsız olduğunu söyleyebiliriz. çarpıcı bir örnek olarak mor renkli cisimlerin yaptığı ışımadan yayılan radyasyon çok çok çok çok küçük miktarlarda da olsa kırmızı renklilerin yaydıklarına göre daha fazladır. çevremizde gördüğümüz onca renkten, radyo ve televizyon dalgaları hatta ve hatta evimizin duvarlarındaki radon “iyonlaştırıcı” radyasyona kadar (ki en zararlı şey bu) birçok kez radyasyona maruz kalıyoruz. artık buna alışmamız gerekiyor yani sadece telefonda konuşursak radyasyon alırız vs gibi bir düşünce çok yanlış. hayatımızın her anında radyasyona maruz kalıyoruz. fakat önemli olan bu radyasyonun ne kadar yoğun olduğu. sizinde takdir edeceğiniz üzere insan vücudu belli bir miktarda radyasyonu absorbe edebiliyor. hele ki bu radyasyon iyonize olmayan bir tür ise bizim için neredeyse hiç sorun değil. (ufak tefek yan etkileri oluyor tabi bir büyükşehirde yaşarken aldığımız radyasyon yüzünden daha fazla sinirli, daha fazla stresli bireyler haline geliyoruz ama bu kaçınılmaz bir sonuç)

    şimdi gelelim mikrodalganın zarar ve faydalarına. yukarıdaki elektromanyetik spektrumda da göreceğiniz üzere mikrodalgalar radar dalgaları ve radyo dalgaları arasında yer alıyor. yani bir televizyon ve radyodan yayılan dalga ile neredeyse aynı oranda yayılan dalgadan bahsediyoruz. mikrodalga fırınlarda kullanılan frekans (kabaca titresim sayısı) 2450 Mhz veya 2.45 Ghz dir. bu da yaklaşık olarak 12.2 cm lik dalga boyuna denk gelmektedir. fırınlarda bu frekansın kullanılmasının sebebi 2.54 Ghz de titremeye başlayan (kutuplarındaki + ve – yükler etkileşime geçiyor) “su” yu hedef almasıdır. işte burada yukarıda sorduğumuz sorulardan birkaçının cevabını buluyoruz. neden cam kabı değilde içindekini ısıtıyor sorusunun cevabı burada gizlidir. mikrodalga fırının çalışma manıtğı sadece su moleküllerinin titresimini sağlamak üzerine kurulmuştur. yani hedefe nokta atışı yapar ve camda su bulunmadığından dolayı camı es geçer. bu olayı düşündüğümüzde gerçekten büyük bir teknoloji olduğunu anlamak çok güç değil. zira bütün yiyeceklerde belli miktarda su vardır ve bu yüzden bu fırında içinde su molekülleri olan herşeyi ısıtabilirsiniz.

    peki bu ısınma nasıl oluyor? mikrodalga fırında magnetron denilen 60 Hz lik enerjiyi mikrodalgaya dönüştüren bir parça bulunur. bu parça sayesinde fırının içine yayılan ışık hızındaki mikrodalgalar (iyonize olmayan dalgalar sınıfındadır) fırın içindeki su bazlı herşeyi hedef alır ve su moleküllerininin + ve – kutuplarını saniyede 2.45 milyar kez titrestirir ve ortalama 4.9 milyar titresime denk gelir. saniyede 4.9 milyar kez titresen molekül doğal bir ısı enerjisi yaymaya başlar. (bu ısının nasıl oluştuğunu anlayabilmek için elinizi kolunuzda hızlı hızlı git gel yapın ve oluşan doğal ısıyı görün) ve bu ısı su molekülleri olmayan bölümlere yayılır ve yiyeceği veya içeceği her yerinden ısıtmaya başlar. belli bir sürenin sonuna gelindiğinde yiyeceğin içinde tüm su molekülleri bu mikrodalgalar yüzünden titresir ve yiyeceği tamamen ısıtır. mikrodalgaların ortasındaki döndürme mekanizmasının amacı ise bu dalgaları daha homojen şekilde yaymak ve daha homojen bir ısınma sağlamak içindir.

    iyonize olmayan mikrodalgalar (yani yiyeceğin içine yerleşmeden sadece ısıtıp çıkan) sayesinde yiyeceğimiz artık ısınmıştır. genelde mikrodalgalarla ilgili olarak yiyeceğin içinde radyasyon birikiyor gibi bir önyargı vardır. bu tamamen yanlıştır zira mikrodaganın dalgaboyu yüzünden titresimi baslattıktan sonra dalgalar yiyeceği terk ederler. bunun yanında birde mikrodalgalarda ısıtılan yiyeceklerin besin değerini öldürdüğüne dair bir inanış var. bu inanış kısmen doğrudur çünkü besinler “pişirilme” sırasında maruz kaldıkları ısı yüzünden besin değerlerini kaybederler fakat bu kayıp herhangi bir ocakta, normal fırında veya mangalda yaptığınızdan daha fazla değildir aksine hızlı pişirme süresi sayesinde besin değerlerinin daha çok korunmasını sağlayabilir. aynı şekilde kansere neden olan serbest radikaller yanıklarda daha çok bulunduğu için doğal bir ısıyla pişirilen ürünler kızartmalara göre daha sağlıklıdır.

    mikrodalga fırınlar için dünya çapında oluşturulan standartlar sayesinde bu fırınlar artık tamamen güvenli hale gelmiştir. fırının kapağı açıkken çalışmaması gibi kilit fonksiyonlar ve fırının kapağından dışarıya dalganın sızmaması için fırın kapağına konulan koruyucular sayesinde mikrodalgalar, çevremizdeki televizyon veya telefonlardan daha çok zararlı değildir.

    mikrodalga kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken şeyler, kesinlikle öncelikle kullanma kılavuzunu düzgünce okuyup oradaki kurallara uymak, daha sonra dikkat edilmesi gereken şeyler ise mikrodalganın kapağının kilit sistemlerinin bozulmamış olması, fırın çalışırken kapağın açılmaması, fırın boşken çalıştırılmaması, fırının içinin sık sık temizlenmesi, fırına kabuklu yiyeceklerin konulmaması (patlama yapabilir), fırının içine metal şeyler konulmaması (metal elektromanyetik dalgaları yansıtacağı için fırın içinde çok ciddi bir elektromanyetik birikim oluşur buda ufak patlamalara veya fırının magneton denilen parçasına zarar verir) sadece sudan oluşan yiyeceklerin fırına konulmaması, her türlü canlının %60 dan fazla kısmının su olduğunun unutulmaması bu nedenle içine hiçbir şekilde hayvan konulmaması, elimizi kolumuzu sokmamak başlıca dikkat edilmesi gereken şeylerdendir. ayrıca fırın çalışırken gözlerimize zarar gelmemesi açısından içerde ne oluyor diye çamaşır makinasını izlediğimiz gibi fırının içinin röntgenlenmemesi gerekir. güvenli mesafe olarak 50 cm belirlenmiştir. yani bir mikrodalga fırın çalışırken fırından 50 cm uzakta durmamız güvende olmak için yeterlidir. ben daha fazla güvende olacam diyenler evden çıkıp dışarıda bekleyebilirler. (!)

    bunların yanında mikrodalganın bir diğer avantajı ise normal fırınlar dıştan içe doğru pişirirken, mikrodalga heryeri eşit ölçüde aynı anda pişirir. bu sayede pişirdiğimiz ürünün dışının yanıp içinin pişmemesi gibi bir durum olmaz. ayrıca mikrodalgalar kullandığı enerjinin neredeyse %50 sini ısı üretmek için kullanırlar böylece elektrik maaliyetleri çok çok daha düşük olmasının yanında zaman tasarrufu da oldukça fazladır.

    yazıma bana inanmayıp birde ben bir profesörden dinleyeyim diyenler için uzmantv videosu linki veriyorum. buyurun buradan içinizi daha da rahatlatın. birde kulaktan duyma bilgilerle kendinizi teknolojiden uzak tutmayın.

    sağlıcakla kalın.

    • ali soydaş dedi ki:

      Bilime “fizikçi” kimliğinizle yaklaşıyorsanız güvenilebilirsiniz kanaatindeyim. lütfen, hangi okul mezunu olduğunuzu vs yazabilir misiniz?

  17. Anonim dedi ki:

    Cerrahpaşa kim hangi deneyi yapmış
    Kaç hoca kullanmayın iç organlarnız da beraberinde pişer dedi

  18. Anonim dedi ki:

    Birden soklaniyo işte ne kadar kısa olursa o kadar zararlı kanser yapıyo

  19. Anonim dedi ki:

    Keşke biraz araştırılsa. Güzel diyenler sadece bir siteye mi bağlı kalıyor? Cerrahpaşa’da yapılan deneylerde bile zararının olmadığı açıklandı. Lütfen biraz bilinçlenin. Böyle safsataları bırakın. Haber ve bilimsel makale okuyun. Sağlıklı günler.

  20. biri dedi ki:

    her radyasyonu nükleer radyasyon sanan insanlar var bunun sebebide anlamini bilmemekten. Ingilizcede radiaton yayilim demektir. Ornegin radyotor de ayni kokten gelir isi yayan manasinda. Biri dalga yayilimi biri parcacik yayilimi. Elbet bir etki vardir ama evinizdeki wifi alanlarida bir radyayondur md fırın ayni mantığı kullaniyor (guc farki var tabiki) ve tesadufen bulunmustur. Mikrodalga labindaki uzmanin cebindeki çikolata sicaktan erimis oradan esinlenmisler. Md fırında olusan dalga faraday kafesi icinde kaldığından disari cikmaz.eger yiyecegin moleküllerini bu kadar surede bozuyorsa coktan bu mantikla silah yapilirdi ve adamlar hic ugrasmazdi. 100 tllik bir teknoloji olmazdi 🙂

  21. sakine dedi ki:

    Sagligimizi o kadar cok tehdid eden seyler varki birde mikro dalga eklensin ne cikar

  22. muhammet dedi ki:

    işime yaradı

  23. ümit dedi ki:

    dalgamı geçeçeksiniz , mikro dalga alın , dalga geçin

  24. duygumm dedi ki:

    Bende yeni aldim kafam karisti

    • sevda dedi ki:

      karısmasın bence kafan diger sitelerdede zararı olmadıgını söylüyor tek bu site zararlı diyor

  25. Mehmet URCAN dedi ki:

    Bu aygıtla ilgili bilimsel veriler de var. Önce araştırın, üretme değil, gerçek istatiklere bakın, sonra korkutursunuz.
    Bu fırınlar elektromanyetik spektrumun radar frekansından sonra gelen 2450 MHz’de çalışıp, konan cismin içindeki su moleküllerini titreştirerek ısıya neden olur ve kütle miktarıyla doğru orantılı süre ister. Fırın, üretilen dalgayı yemek bölgesine hapsederek verimi artırır. 1 bardak suyu 2 dakikada 90 dereceye çıkarır. Kap su içermediği için ısınmaz. Ancak suyun – yemeğin ısısı kabı ısıtır.
    Biz 25 senedir pratiklik isteyen ısıtma ve pişirmede kullanmaktayız. Başarılar.

  26. mikrodalga dedi ki:

    zararlıdır dna zarar verir kullanmayın. ;):):)

  27. yıldız dedi ki:

    çok hemde çok işime yaradı çok sağolun

    • Anonim dedi ki:

      Ben restaurantta çalışıyorum.Suyu mikro dalgada kaynatıp asma çay içiyordum.Bazende bir şeyler ısıtıp yiyordum.En son cipsli peynir eritip yiyince boğaz ve kulakların da ağrı hissettim…Ondan sonra bir daha kullanmadımm.Bencede kullanmayın.

  28. gizem dedi ki:

    Kafam karisti yazilanlarin hepsi birbirinden farkli

  29. Selin dedi ki:

    Teşekkürler ödevime yardımcı oldunuz《:

  30. Anonim dedi ki:

    bu konuda ruslar uzman ve onlar yıllarönce yasakladı diye biliyorum

    • Rusyadaki Türk dedi ki:

      Rusya’da mikrodalgasız ev yok dostum 🙂

    • metin dedi ki:

      bence: her nimetin, külfeti vardır. külfet oranı da nimete kolay veya zor kavuşmakla doğru orantılıdır. kolayın külfeti çok. zorun külfeti de az. mikrodalga mantığı zararlı olmasa. en başta ekmek fabrikaları bu yöntemi kullanır. odun kömür vs. yakacağız diye neden uğraşıp dursun insanlar.

  31. Anonim dedi ki:

    zaralısa naden kullanılıyor

  32. sezenay dedi ki:

    o kadar celiskili bilgi aldim ki neye karar verecegimi bilemedim. zararli oluyor dersek zarari dokunacak hayir zararli degil dersek zarari dokunmayacak…hokus pokus durumlari

  33. İsmin lazım değil dedi ki:

    Maden bu şekilde insan sağlığını tehdit ediyor satışının engellenmesi gerekmez mi. bu konuda duyarlı kişiler topluluğu oluşturup niçin satışını engellemiyorsunuz?

    • simka dedi ki:

      seninkide sorumu şimdi? Sigara,alkol,nargile vb.birçok şeyin sağlığa zararlı olduğunu bile bile millet kullanıyor.Cep tlf beyne zararını hrkes biliyor ama yine de kullanıyor sen en iyisi milleti düşüneceğine önce kendini düşün ve kullan ma…

      • kapari dedi ki:

        telefonun zararlı olduğunu düşünüyorsun hatta biliyorsun peki ozaman mikrodalga fırını kötüliyeceğine neden telefon ve benzeri elektronik aletleri kullanıyorsun “sigara veya arkol gibi bişey değil dünya salık örğütü bütün sağlığa zararlı elektronik aletleri piyasadan toplatıyor at kafasın 😀

  34. esmallli dedi ki:

    kafayı yicem 5 farklı yazı okudum içindeki oranlar teknik terimler aynı fakat biri diyorki zararlı öbürü diyorki zararsız böyle bişey var mı ya ?

  35. Güzel Olmuş tşkkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.